SERT
MİZACIN DEĞERLENDİRİLMESİ ve Köpek Nasıl Bakılmaz
DOMİNANTLIK,
SALDIRGANLIK VE VAHŞİLİK ARASINDA FARK VARDIR.
Belirli alanlarda çalışan insanlar
kendilerinin bildiği terimlerin işin ehli olmayan insanlarca yanlış
kullanılmasına engel olamayabilir. Tanımların doğru yapılması teşhisleri,
dolayısıyla da sorunlarla akılcı yolla başa çıkmaya fırsat tanır.
KARAKTER
Köpeğin karakteri onun diğer insan ve hayvanlara olan genel
tavrıdır. Karakter kalıtsal olmasına rağmen çevresi tarafından büyük
ölçüde etkileşim halindedir. Dominant karaktere sahip bir yavru,
sahibinin tutumuna ve onu eğitebilme yeteneğine bağlı olarak kendine
güvenen ve dışa dönük bir köpek olabileceği gibi çevresini domine
eden ve saldırgan bir köpeğe de dönüşebilir.
SOSYALLEŞME
Sosyalleşme yavru köpeklerin diğer canlılar ve yeni durumlara alışması
ve uyumlu davranmasının öğretilmesidir. En basit haliyle, resesif
bir yavru beton kennel ortamı dışında hiç bir yüzeyde yürüme imkanı
tanınmadıysa diğer zeminlerde hareket etmekten korkabilir ya da
dominant bir yavru erken yaşta etrafta bağırışan kısa boylu insanlara
alıştırılmadıysa çocuklara karşı saldırganlık gösterebilir.
SALDIRGANLIK
Saldırgan davranış, genellikle uyarı hırlaması ya da vücut dilinin
sertleşmesiyle başlayan daha sonra dişlerin de devreye girdiği bir
çeşit saldırı olarak kendini gösterir. Köpekler bölgelerini ya da
sahip olukları şeyleri korurken hayvan ve insanlara karşı saldırganlık
gösterebilirler. Saldırganlığın nedenleri kolaylıkla tanımlanabilmesine
rağmen diğer canlıların hayatını tehdit edici noktaya gelebileceğinden
bu davranış kesinlikle kontrol altına alınmalıdır.
DOMİNANTLIK
Dominant davranışlar bazı ırkların yanı sıra zeki ve bağımsız köpeklerde
gözlemlenebilir. Dominant köpeklerin istediklerini elde etme konusunda
inanılmaz bir kendine güvenleri vardır. Dominant köpekler çocuklara
itaat etmeyi reddeder ve yumuşak huylu erişkinleri sert bir bakış,
hırlama ya da kısa bir vücut kontrolü ile hakimiyetleri altında
tutarlar. İtaat eğitimi ile bu davranış kontrol altına alınarak
köpeğin liderliğinizi görmezden gelemeyeceği hatırlatılmalıdır.
RESESİFLİK
Resesiflik davranışlar, çekingenlik ve diğer insan ve köpeklere
kolaylıkla boyun eğme olarak kendini gösterir. Resesif köpekler
heyecanlandıklarında ya da korktuklarında idrar dahi kaçırabilirler.
Orta derecede resesif köpekler azarlandıklarında kendilerini güvende
hissetmek için sahipleri ile fiziksel kontak içinde olmaya gereksinimleri
vardır. Şiddetli resesif köpekler göz kontağından kaçar ve özellikle
çocuklar tarafından köşeye sıkıştırıldıklarında korkudan ısırabilirler.
Resesif köpeklerin hafif bir disipline, ve bol miktarda kendine
güven kazandırılmasına gereksinimi vardır.
VAHŞİLİK
Vahşilik, diğer hayvan ve insanlara nedensiz saldırı olarak tanımlanabilir.
Ne yazık ki dominantlık, saldırganlık, resesif saldırganlık (korku
kaynaklı ısırma) ve vahşilik arasındaki farkı görmek çoğu insan
için güçtür.
YAVRULAR
Davranış, 0-10 arası bir değerlendirme skalasında ifade edilse resesiflik
0-5 arası; dominantlık ise 6-8 arasında bir yer teşkil eder. Aşırı
çekingenlik 2, korku 1, saldırganlık 9 ve vahşilik 10 'dur. Yavrular
orta derecede resesif ve dominatlık arasında gidip gelebilir. Üretici
dominant bir yavruyu sakinleştirerek ya da resesif bir yavrunun
kendine güvenini güçlendirerek ürettiği yavruları yeni hayatlarına
uygun şekilde hazırlayabilir.
Sahiplerinin ellerini dişleyen bir yavru ne saldırgan ne de vahşidir.
Ancak muhtemelen dominanttır ve bu davranışların kabul görmeyeceği
ona uygun yöntemlerle öğretilmelidir. Isırıldığınızda acıklı bir
"Ahhh!" sesi çıkardıktan sonra onu bir süre yalnız bırakarak oyuna
son verebilirsiniz. Eğlence anlayışının tarafınızca kabul görmediğini
ve daha uygun yöntemler kullanması gerektiğini zamanla anlayacaktır.
En önemlisi de dominant yavruların oynarken aşırı heyecanlandırılmaması
ve ısırmadan oynadığında ödüllendirilmesidir.
Yavrulara bu davranışları nedeniyle asla bağırılmamalı ya da fiziksel
olarak cezalandırılmamalıdır. Bağırma heyecanı arttırırken vurmak
köpeği saldırganlığa ya da korkuya yöneltebilir.
Kardeşlerine hırlayıp havlayan bir yavru onlara saldırmaktan çok
baskın karakterini kabul ettiriyordur. Yavrular bu durumda nadiren
birbirlerini incitirler. Bu durumda birbirlerini çok sık göreceklerse
kendi aralarında hiyerarşik bir sürü düzeni kuruncaya kadar fazla
müdahele etmemek daha akıllıcadır.
Pek çok köpek ırkı, özellikle iş köpekleri ve terrierler, dominant
karaktere sahiptir. Bazı insanlar bu ırkların yavru ya da genç köpeklerinin
sergilediği her türlü haylaz itiş kakışı saldırganlık ya da vahşilik
kanıtı olarak görür; ama gerçekte yanılırlar. Ne yazık ki, iddaları
ile akıllara bir kaç ırk hakkında yanlış resimler çizilmesine neden
olmaktadırlar. Dominant karakterli ırklar, mülkleri, insanları ve
çiftlik hayvanlarını koruma, donmuş tundralarda kızak çekme ve vahşi
av hayvanları avlama görevlerini yerine getirebilmek için bağımsız,
cesur ve zeki olarak üretilmişlerdir.
Dominantlık bu özelliklerin bir yan ürünüdür.
Saldırganlık ve vahşilik antisosyal ya da dengesiz davranış ile
ilintilidir.
Resesif karakterli ırklar en fazla aranan aile köpekleridir. Bu
ırklar insanla ve muhtemelen diğer hayvanlarla da uyum içinde çalışmak
için üretilmiştir ve bu nedenle insanın üstünlüğünü kolaylıkla kabul
ederler.
Sonuç olarak, bazı ırklar genel olarak dominant olmalarına rağmen
bireyler arasındaki dominantlık ve resesiflik arasında hala daha
farklar vardır. Örneğin, dominant bir Akita ya da Rottweiler, dominant
bir Labrador Retriever'dan çok daha fazla otoriterdir. Bunun yanı
sıra, resesif bir Labrador, resesif bir Akita ya da Rottweilera
kıyasla doğal olarak daha hassas ve yumuşak huyludur.
Köpek
Nasıl Bakılmaz?
Geçenlerde arkadaşım köpeklerle
yakından ilgilendiğimi bildiği için tüm itirazlarına rağmen ev arkadaşının
bir köpek almak istediğini söyledi. Böylesine köpek almak istemesinin
nedenini anlamak oldukça basit benim için. Kim o şirin yavrunun
sadık ve duyarlı bir köpek dosta dönüşeceği hayaline karşı koyabilir?
İşin ciddiyet isteyen ve değerlendirmesini yapamadığı yönü ise
bir köpeğe sahip olma isteğinin çok ciddi bir sorumluluğu da beraberinde
getirmesi gerektiği sanırım.
Anlattığına göre arkadaşı
fena halde bir Rottweiler yavrusu almaya takmış. Rottweilerlar güçlü
koruma güdüleri olan inanılmaz derecede sadık ve zeki köpeklerdir.
Bu denli ayrıcalıklı özelliği hakketmek sadece parayla satın alınmasıyla
elde edilebilecek bir fırsata dönüşmemelidir.
Anlattığına göre arkadaşı bir
kaç ay önce yine eve getirdiği bir Rottweiler yavrusunu tuvalet
ve yanlız kalamam problemlerinden dolayı kendi rızasıyla geri iade
etmek zorunda kalmış. Köpeğin gündüz kimse yokken nerede kalmasının
planlandığını sordum. Bana eliyle küçük bir tuvalet boyutunda
dikdörtgen çizerek arka balkonlarını tarif etti. Büyümekte olan
bir dev ırk köpek yavrusu için ne ideal
bir ortam? Küçükken oturduğumuz mahellede koca bir Alman Çobanına
irice bir yemek masası büyüklüğündeki bir balkonda bakan birilerini
tanıyordum. Köpek balkondayken durmaksızın havladığını dışarı çıktığında
ise hiper aktiviteden insanları nasıl da korkuttuğunu bu gün gibi
hatırlıyorum.
Türkiye'de pek çok insanın
eve pek sokmadan köpeklerini balkonda bakabileceklerini hayal etmelerini
bunca zamandan sonra elle tutulur bir inanca dahi dayandırılabileceğine
inanmıyorum. Altında yatan gerçek neden "bakamazsak vermek
zorunda kalırız" ihtimaline ister istemez inanmaktan kendilerini
alamamaları. Böylece başka bir masum yavru daha bilinmeze gönderilecek.
Bu toplumsal bir davranış biçimi falan mı oldu?
Hangi ırk olursa olsun yavru
köpekler yakın kontrol ve bakıma gereksinim duyar. Çünkü onlar
hala birer bebektir. Dünya hakkında sadece annesinin yanındayken
doğum kutusunun çevresinde görebildikleriyle sınırlı bilgiye sahip
bir yavruyu düşünün. Kim evde günde sadece bir kaç saat ev ahalisiyle
yakın ilişki içinde olması dışında her hangi türden bir yavrunun
(insanın bile) tek başına bu büyük yanlızlığı kaldırabileceğini
iddia edebilir? Bu dönemler dikkatle sosyalleştirilmesi ve ilk temel
kuralların yavaş yavaş tutarlı bir şekilde ona verilmesi gerektiği
inanılmaz derecede kritik dönemlerdir. Travmatik olaylara (çocukların
kucağından düşme, daha iri bir köpekçe hırpalanma, merdivenlerden
düşme vs) imkan vermeden mümkün olduğunca çeşitli türden canlı ve
durumla yavrunun hafızasında pozitif çağırışımlar bırakarak tecrübeler
yaşaması sağlanmalıdır. Gelecekte kendine güvenen, sakin ve dengeli
bir köpeğe sahip olmak için bu çok önemlidir. Kritik
sosyalleşme dönemi 1.5-4 ay arasıdır. Çoğu
insan bilgisizlikleri nedeniyle bu en önemli fırsatı atlar.
Yavru eğitiminin bana
göre püf noktası köpeğin erişkin olduğunda yapmasına izin vermeyeceğiniz
şeylere (üzerinize atlayıp ısırarak oynaması,
mobilyaların üzerine çıkması, eski de olsa ayakkabılarınızı kemirmesi,
kediyi kovalaması vs) yavruyken de
izin vermemek ve daha sonra kötü bir alışkanlığa dönüşebilecek
hataları işlemesine en baştan izin vermemektir.
Bu da köpeği sabah 8 - akşam 7 arası evde yanlız bırakarak sağlanamaz.
Köpeklerin çağrışımsal hafızaları yoktur ve 10 dakika sonra dahi
kemirdikleri ayakkabı ya da halıdaki ısklaklıkla sizin ona çıkışmanız
arasındaki bağı kuramaz. Elinize tek geçen artık bu kadarına da
dayanamayacağınız hissi ve sizden korkan şaşırmış bir köpektir.
Düzenli bir tuvalet alışkanlığı
için başlarda köpek kesinlikle en az bir kaç saatte bir dışarı çıkarılmalıdır.
Bu amaçla bir arkadaş ya da komşudan yardım isteyebilirsiniz. Yavrunun
tüm evde özgürce dolaşması da belaya açık davetiyeden başka bir
şey değildir. Akşama şanslıysanız pisletilmiş halılar, devrilmiş
saksılar, kemirilmiş ayakkabı ve terliklerle karşılaşır; kemirdiği
elektrik kablosu ya da merakla tadına baktığı bir temizlik maddesi
hatta fare zehiri nedeniyle cansız bir bedeni halının üzerinde bulmanın
dehşetini tecrübe etmezsiniz. Her yıl kaç yavrunun bu şekilde yaşamını
kaybettiğini sormayın bile.
Yavru ona ilk derslerini veren
annesinden ayrıldıktan sonra çevresinde ona yol gösterici ve anlayışlı;
ama kesinlikle disiplinli bir lider görmeye gereksinim duyar. Bu
dönemde yeni dahil olduğu ailenin kurallarına yavaş yavaş adapte
olurken (bu ortalama bir yıl alır) şahit olduğu dış ve yabancı dünyanın
karşısında karakteri biçimlenir. Gelecekte tecrübe edeceği durumlara
ne tür reaksiyon göstereceği böylece belirlenmiş olur. Bilinçli
kim süratle akıp giden bu kısa; ama çok önemli dönemde istediği
gibi yönlendirebileceği yavruyla olan ilişkisini onu her gün uzun
süre yanlız bırakarak tehlikeye atmayı ister?
Yavru tabii ki yanlız kalmayı
öğrenmelidir. Kendine zaman zaman yetmeyi bilmeyen bir köpek, siz
kapıdan çıktıktan sonra vaktini uluyarak ya da evi yiyerek geçirebilir.
Ancak, bu duruma kademeli olarak alıştırılması gerekir. Yavru
diş değiştiriyorsa kemirecek yer arayacağından kapıdan çıkarken
nelere davetiye çıkardığınızda emin olmanız gerekmektedir.
Zaten yanlız kalmak köpek için
başlı başına doğal olmayan bir durumdur. Sürü hayvanı olan köpek
sürüsünden yani bu durumda insan ailesinden uzak kalması için kendince
doğal hiç bir sebep göremeyebilir. Onu terk etmediğinize ve evde
uslu bir şekilde yanlız kalmasının ödüllendirici bir şey olacağına
onu inanırmalısınız. Bu tamamen bir eğitim sürecidir. Çok az köpek
kendiliğinden bu beceriye sahip olur.
Yavrunun aşıları tamamlandıktan
sonra onun baş öğretmeni olarak yapmanız gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:
-
Yavruyu komşularınız ve
özellikle çocuklarla tanıştırın. Bırakın birbirlerini incitmeden
sakince oynasınlar. Çocuklar daima köpekler için pozitif canlılar
olmalıdır. Yavruya ellerinden yiyecek küçük şeyler vermelerini
sağlayın. (Asla kontrolsüzce bağırıp çağıran, hayvanı ürketerek
paniklemesine neden olan haşarılarla yanlız bırakmayın)
-
Sıra çevredeki diğer canlılarda.
Ne yazık ki her erişkin köpek yavrulara karşı tölerans göstermez.
Tanıdığınız kişilerin iyi huylu köpekleriyle yavrunuzu tanıştırın.
Arkadaş edinmesine izin verin. Oyun, sosyal köpek davranışını
öğrenebileceği en önemli fırsatların başında gelir.
-
Parkta da yavaş yavaş itaat
eğitimine devam edin; fakat yavru dikkatini çok kısa bir
süre tek bir konu üzerinde odaklayabildiğini sakın unutmayın.
Seansları başta çok kısa tutun. Onu çağırmanızın tek nedeni
tasmasını takıp eve gitmek olmamalıdır.Yavruyu ara ara
yanınıza çağırın; ödüllendirin ve arkadaşlarının yanına geri
yollayın. Size gelmenin her zaman iyi bir şey olduğundan emin
olması gerekir. Asla cezalandırmak için yanınıza çağırmayın.
Bazı ırklar daha bağımsızdır. Onları belki de sadece kapalı
alanlarda serbest bırakmak zorunda kalabilirsiniz. Sırf insan
olduğunuz için köpek her dediğinizi yapmak zorunda değildir.
-
Kalabalık caddelerde dolaşın.
Arabaların yanından geçin. İnsanların ona yaklaşmasına izin
verin. Erişkin olduğunda dost ve düşmanı doğru değerlendirebilmesi
için her şeyden önce kendine güvenmeyi öğrenmelidir. Sürekli
saldırmaya hazır , göz dağı veren bir köpeği bu hale getiren
korku ve ne olacağını kestirememesidir.
-
Bankta her gün artan sürelerle
oturarak yavrunun "otur/bekle" komutu üzerindeki becerisini
arttırın. Gözünüz üzerindeyken bir dükkana girin ve dışarda
ona "bekle" komutuyla siz dönünceye kadar beklemeyi
öğretin. Geri döndüğünüzde onu ödüllendirin. Her zaman bağlı
olmasına dikkat edin ve bekleme süresini en başlarda bir kaç
dakikayla sınırlandırın.
-
Asla kedileri ya da başka
canlıları kovalamasına izin vermeyin. Başta eğlenceli gelse
de erişkin olduğunda bir kedi katiline dönüşecektir.
-
Asla sizi nasıl koruyacağını
ona öğretmek adına başkalarına saldırmaya cesaretlendirmeyin.
Her insan polis olamayacağı gibi her köpek bu göreve uygun olmayabilir.
K-9 diye tanınan köpekler belirli ırklardan özenle seçilen ve
özel eğitimden geçen uzman köpeklerdir. Her Rottweiler ya da
Alman Çobanının bir profesyonele dönüşmesini ummayın. Her aklına
koyan cebinde silahı koyamayacağı gibi her köpek de acar bekçi
ve koruma köpeği olmayacaktır. Bazı ırklar bu amaçla üretilmişken
bazıları üretim amaçları nedeniyle yabancılara dahi dostça davranırlar.
-
Yavrunuzun erişkin boyutlarına
ulaştıktan sonra uzun süre daha koca bir bebek kalacağını unutmayın.
Özlelikle de dev ırk köpeklerin olgunlaşması 3 seneyi bulur.
Sabırlı olun. Oyundan başka bir şey düşünmediği için ona kızmayın.
-
..ve her şeyden; ama her
şeyden önce köpeğin hatalarını cezalandırma değil doğru davranışlarını
ödüllendirme anlayışına dayalı bir eğitim programı uygulayın.
Disiplinden vazgeçmeden ikinizi de mutlu edecek olaylara onu
yönlendirirken davranışlarını okuyarak hata yapmasına en baştan
fırsat verecek ortamlardan onu uzak tutun.
Yavru köpek bakımı özellikle
de yaşamlarının ilk 1-1.5 yılını alan sabırlı ve tutarlı bir eğitim
ve kontrol gerektirir. Onun hayatınıza tam anlamıyla uyum
sağlamış bir dosta dönüştürmek istiyorsanız bu şansı ilişkinize
en baştan tanımaya kararlı olmalısınız.
Şöhret
Bir Irk İçin Istenmeyen Şeydir?
1960'lar Afgan Tazılarının moda olduğu yıllardı.
Dergilerde "Bu sarışınları tanıyor musunuz ?" başlıklarıyla
ırkın uzun düz tüyleri arkadan bakıldığında zarif bir kıza benzetilmesine
neden oluyordu? Pek çok insan bu aristokratik görünüşlü köpeklerden
birer tane almak istedi. Oysa Afgan Tazıları adından da anlaşıldığı
üzere Afganistan'da tavşan benzeri avları keskin gözleriyle tespit
edip inanılmaz hızı ve manevra gücüyle avlamak için üretilmiş gerçek
bir av köpeğiydi. Hatta dağlık gölgelerde Kar Parsları için bile
kullanılacak kadar görevini ciddiye alan yaman bir avcıydı. Ne yazık
ki Müslüman bir ülkeye has bir ırk olduğu için çadırlara kabul edilmeyen,
insanlarla av dışında fazla ilişki kurmayan bu köpek bağımsız, sahibinden
çok kendi insiyatifiyle hareket eden gerçek bir karaktere dönüştü.
Bu hayranlık verici güzellikteki ırk şehre geldiğinde gerçek bir
tazı olarak geniş alanlarda koşmak, av güdüsünü tetikleyen küçük
hayvanları kovalamak, itaat umulduğunda sağırı oynamak gibi bağımsız
Afgan karakteriyle umulanı çoğu insan için vermedi. Sonuç pek çok
Afgan Tazısı ideal aile köpeği olmadığı için evini kaybedip meçhule
yollandı.
19. yüzyılda Jack Russel Terrierler ateş parçaları
olarak diğer terrierler gibi kemirgen ve özellikle tilki avında
kullanılmak üzere üretildi. Tilki tazıları ininde sıkıştırdığı
avlarını Jack Russel'a teslim edip inindeki bu vahşi hayvanlarla
başa çıkması konusunda gözleri hiç arkada kalmadan avın tamamlanmasını
bekliyorlardı. Küçük hayvanları inlerinde öldürmek için üretilmiş
bu köpekler kendine sonsuz güvenen, agresif ve bağımsız düşünebilen
bir karakter olması gerekmekteydi. Hollywood 'un Maske'si ile birlikte
birden herkes bir Maylo yani Jack Russel sahibi olmak istedi. Filmde
akşama kadar koca şehrin ortasında sahibini sessiz sedasız bekleyen
bu akıllı köpek gerçekte bir Jack Russel karakterini hiç de yansıtmıyordu.
Jack Russellar yavruluklarından itibaren dikkatle sosyalleştirilip
eğitilmesi gereken gerçek bir iş köpekleridir. Siz ona bir iş vermezseniz
o mutlaka kendine yapacak bir iş bulur. Yanlız kaldığında ya da
bağımsız ve özgür düşünen karakteri tecrübeli biri tarafından kontrol
edilmediğinde sürekli havlayan, saldırgan ve hiper aktif bir köpeğe
dönüşebilir. Dışarda onu harika bir av terrieri yapan özellikleri
evde sizi çaresiz bırakabilir.
101 Dalmaçyalı filmi tekrar çevrildiğinden
beri özellikle Amerika'da artan ilgiden payını
almak isteyen fırsatçı insanların ürettiği binlerce Dalmaçyalı kısa
süre sonra tıpkı Afgan Tazıları gibi hareket ve ilgi isteyen köpekler
olarak kapı önüne kondu. Aşırı popülasyonları nedeniyle çaresiz
yetkililer tarafından çoğu uyutulmak zorunda kaldı. Bir Dalmaçya
üreticisi yüksek tirajlı köpek dergilerinin birinde "Artık
her yerde benek görüyoruz " figanlarıyla aşırı üretimi protesto
etmeye çalışıyordu. Bir Dalmaçyalı yakın aile ilişkisinin yanı sıra
gün içinde uzun kır koşularına gereksinim duyan tam anlamıyla aktif
bir köpektir. Evde sizinle televizyon seyretmesini beklemeden önce
onla uzun yürüyüşleri göze almanız gerekmektedir.
Sanırım bu sefer de biraz abartılmasına rağmen
Beethowen 'ın St.Bernard karakteri evde yavru bir köpeğin
neden olabilecekleri konusunda nispeten daha gerçekçi bir profil
çizmektedir. Turner&Hooch'da Tom Hanks'a eşlik eden Douge de
Bordeaux da (Fransız Mastifi) onun boyutundaki mastif tipi bir köpeğin
mobilyalar üzerinde nelere kadir olabileceğine iyi bir örnektir.
Her ne kadar neredeyse bir gecede Amerika'da bir yığın insan Hooch'dan
bir tane eve götürmek istediyse de akıllarında biraz daha gerçekçi
bir köpek karakteriyle yola koyulmuşlardır.
Resmini beğendiğiniz ya da bir filmde gördüğünüz
bir köpek rüya köpeğiniz olmayabilir. Üretim amaçları, aktivite
düzeyleri ve eğitilebilirlikleri göz önüne alınması
gereken ilk üç unsurdur. Ne her ırk benzer yaradılıştadır ne de
"gördüm beğendim ve aldım" yaklaşımıyla sahip olunulacak
bir mülktür.
Köpek seçimi en az iki kez düşünmeden verilecek
bir karar olamayacak kadar ciddi plan ve program gerekmektirmektedir.
|