Üretmek
mi, Yavru Almakmı?
Bu iki kavramı birbirine karıştırmak safkan
köpeklere uzun vadede yapılacak en büyük kötülüğün başında gelir.
Yaşamımızı bir köpekle paylaşmaya karar verdiğimizde onun ne olduğu
gerçekte önemli olmayabilir. Doğru kişiyle buluştuğunda her köpek
sadakat ve sevgi üzerine insanlığa örnek teşkil edecek doğuştan
gelen erdemelerle doludur. Ancak, köpeğin evcilleştirilmesinden
bu yana farklı coğrafyalarda farklı amaçlarla üretilmiş safkan köpek
ırklarının korunması ve değişen yaşam ve gereksinim koşullarına
uydurulması amacıyla üretimin devam etmesi gereklidir.
Safkan köpek üretimi uzun tecrübe ve
ciddiyetin yanı sıra profesyonellik gerektiren bir uğraştır. Amaç,
köpeğin mürvetini görmekten çok sevip değer verilen ırkın gelişimini
sağlamak olmalıdır. Bu da ciddi bir araştırma, diğer üreticilerle
profesyonel alanda etkileşim ve ırkının birbirine mümkün olan en
uygun örneklerine sahip olmakla başlar ; ama burada bitmez. Nesiller
içeren bir üretim programı geniş maddi olanaklar gerektirir.
Anti-profesyonel, belki iyi niyetli ; ama
çoğunlukla kolay para kazanmayı amaçlayan arka bahçe üreticileri
ırka zarardan başka bir şey getirmez. Hamilelik, doğum ve yavruların
emzirme dönemleri inanılmaz maddi kaynak isteyen olaylardır. Tabiki
her şeyin yolunda gittiğini düşünürsek. Doğumun ölüm de getirebileceği
unutulmamalıdır. Yavrular için uygun aileleri de doğumdan önce ayarlamanızda
fayda var. Dünyaya gelmesine izin verdiğiniz her yavrudan işler
ters giderse ömür boyu da sorumlu olduğunuzu unutmamayı da listeye
eklerseniz hiç bir şeyin dişi ve erkeği yan yana koyarak kendiliğinden
hallomayacağını anlatabildiğimi umuyorum.
"Yavru almayı" değil; ama "üretmeye"
karar verdiğiniz bir ırkın bu amaca hizmet edecek en iyi örneklerine
sahip olmadan önce gerçekçi üretim amaçlarının baştan belirlenmesi
gerekmektedir. Ana amaç tabii ki en baştan itibaren gönül
verdiğiniz ırkı yarınlara götürecek standartlarına en yakın köpekleri
üretmektir. Standartlar bir ırkın nasıl davranması ve görünmesi
konusunda örnek teşkil eder. Her ırk kendine ait standartla uyum
içinde üretilir. Zamanla belirli değişiklikler standartlara getirilirse
ırk değişen kurallara uydurulur. Bu başta da belirttiğim gibi nesiller
alabilecek bir çalışmadır.
İlk kriter kesinlikle köpeğin karakteri üzerine
olmalıdır. Nedensiz saldırganlık gösteren, insanlara güvenmeyen
ve içinde bulunduğu her hangi bir durumun stresiyle başa çıkamayacak
kadar huzursuz ve aksi köpekler konformasyon olarak ne kadar mükemmel
olurlarsa olsunlar kesinlikle üretimde kullanılmamalıdır. Her ne
kadar doğan her yavru boş bir kağıtsa da o kağıdın kalitesi kesinlike
kalıtsaldır.
Köpeğin üretim amacı akıldan asla çıkarılmadığı
sürece korunması gereken ırksal fiziksel ve zihinsel yapısı genel
hatlarıyla ortaya çıkacaktır. Bir iş köpeği ise çalışma kapasitesini
kaybetmiş ve sadece görüntüsünü taşıyan bir köpek onu özel yapan
köklerinden uzaklaşıyor demektir. Özellikle de Alman Köpek Klubü'nün
iş ve çoban köpeklerinin üretimine izin vermeden önce onları belirli
testlerden geçer puan almak zorunda bırakıp sınamaları bu ırkların
yeteneklerini kaybetmeksizin yeni nesillere genlerini taşımasını
sağlar. Aynı kriterler bir terrier ya da av köpeği için de geçerlidir.
Sorumluluğunun bilincinde bir üretici köpeğinin ne için üretildiğini
unutmaz. Avla ilgilenmeyen bir Pointer ya da tüm gün koltukta uyuklamayı
seçen bir Border Collie yavrularına geçirmeye değecek o en önemli
özellikten mahrun demektir.
Üretmeyi planladığınız köpeğin karakterinden
emin olduktan sonra fiziksel özellikleri ikinci önemli kriter olarak
önümüze çıkar. Yine üretim amacı göz önüne alındığında köpeğin o
amacı en iyi şekilde yerine getirmek için nasıl bir konformasyona
sahip olması gerektiği sorusunun cevabı köpeğiniz için bir ayna
olmalıdır. Bir sürü bekçisi keskin koruma güdüleriyle desteklenmiş
güçlü ve caydırıcı boyutlardaki fiziğine güvenmek zorundadır. Hacim
kaybetmeye hatta iriliğin bilinçsizce övüldüğü durumlarda fazla
irileşmesine müsade edildiğinde köpek görevini yerine getiremez
olabilir. St.Bernardların 18. yüzyılda hastalık sonucu nesilleri
tükenme tehlikesine karşılık Newfoundlandla melezleyerek kurtarılmasından
sonra ırk ilk defa bu yeni kan nedeniyle uzun tüylerle tanışmıştı.
Ne yazık ki uzun tüyler tipi altında kolaylıkla kar ve buzla kaplandığından
Alplerdeki keşişler tarafından uzun tüylü yavrular ev köpeği olarak
hediye edilirken sadece kısa tüylü St. Bernard'lar görevlerine kaldıkları
yerden devam etmiştir.
Bir üretici, köpeğine baktığında sadece dıştan
nasıl göründüğüne değil o şekilde görünmesini sağlayan iskelet ve
kas yapısının da nasıl biçimlendiğini de görecek kadar bilgili ve
tecrübelidir. Ön ve arka bacak kemiklerinin omuz ve kalça ile ve
birbirleriyle yaptıkları açılar, topukların yerle mesafesi, bacakların
birbirine parallelliği vs hayvanın hareket yeteneğini belirler.
Hareket mekanizmasını çalıştıran parçaların tek tek ve kollektif
olarak nasıl olması gerektiği bilinmediği sürece de bu çok önemli
değerlendirme de başarı elde edilemez. Daralan açılar bacakların
yeri rahat adımlarla kavrayamamasını, adalelerin doğru şekilde örülmesine
imkan vermediğinden köpeğin yeterli etkinlikte hareket edememesine
neden olacaktır.
İnsan tüm bunları bilmeden cahilliğin verdiği
cesaretle kolaylıkla yola koyulabilir. Bilinç, başarı konusunda
endişeyi de birlikte getirecektir.
Eğer gerçekten kararlıysanız üretim için alabileceğiniz
standartlarına uyan en iyi köpeği almalısınız. Bu ne kolay ne de
ucuz bir şeydir. Kesin olan bir şey varsa pahallı köpek en iyisi
değilse de ucuzu üretim için fiyasko getirecektir. Kesinlikle bir
akıl hocasına gereksiniminiz vardır. Bu kişi son on yıldır
evinde çeşitli ırklardan köpek besleyen ya da eğiten biri değil
o ırkla yıllarını geçirmiş ve hatta şanslıysanız üretmiş biri olmalıdır.
Köpek yarışmalarını gezin. Tanışabildiğiniz kadar bu konuyla ilgili
birileriyle tanışın. Kitaplar okuyun. Bunca çaba ve zaman sonuca
değecektir.
Zamanla aynı ırka ait köpeklerde bile bireysel
farklılıklar olduğunu fark eder duruma geleceksiniz. Standardına
uymasına rağmen yüz ifadelerinde ya da fiziksel yapılarında bir
diğerine göre tercih ettiğiniz bazı özellikler bulacaksınız. Doğru
yoldasınız. Şimdi üretmek isteyeceğiniz köpeğin neye benzemesi gerktiği
konusunda hedefleriniz netleşmeye başladı işte. Şunu unutmayın ki
özellikle de kendi ürettiği kandan bir damızlığı size satmadan
önce üretici sizden belirli garantiler isteyebilir. Emin olun çocuklarım
dediğiniz köpeklerinizin yavrularına yuva seçerken de müşterilerinizi
siz de böyle sorgulayacaksınız. Bu arada sizin de cevaplanmasını
isteyebileceğiniz belirli sorular kesinlikle olmalıdır. Her üreticinin
ürettiği köpekte öncelikle sahip olmasını istediği belirli özellikler
vardır. Bunları öğrenin. Şunu asla aklınızdan çıkarmayın ki mükemmel
köpek henüz doğmadı ve muhtemelen de hiç doğmayacak. Köpeğinize
eş seçerken siz de bu konuda dürüst olmak zorunda kalacaksınız.
Zayıf ve güçlü yanlarını dürüstçe belirlediğinizde neyin peşinde
olduğunuz konusunda daha net cevaplar elinizde olacaktır.
Hayalinizdeki köpeği ya da hayalinizdeki köpekleri üretmenizi sağlayacak
potansiyeldeki köpekle eve dödüğünüzde başarılar kadar riskler ve
hayal kırıklıklarıyla dolu bir geleceğe yelken açtınız demektir.
Kimse üç aylık bir yavrunun şampiyon olacağını size garanti edemez.
Potansiyelini değerlendirebilir; ama inanın bu küçük yaramazlar
erişkin oluncaya kadar çok değişir. Üretim için alacağınız köpeğin
erişkin olarak neye benzeyeceği daha belirgin olduğunda satın alınması
daha tavsiye olunur bir durumdur. İki şampiyonun yavrularının da
şampiyon olacağını hayal etmek biraz tecrübesizlik ve iyimserlik
örneğidir. Pedigrilerin yakından incelenmesi, eş olarak
seçilmesi planlanan köpeğin bir damızlık olarak performansı, kastım
tabiki olumlu özelliklerini ne kadar ölçüde yavrularına geçirebildiği,
eşler arasındaki fiziksel artı ve eksilerin uyumu doğru karar vermede
ilk ele alınacak kriterlerdir. Bunu da uzun geceler kafa patlatmadan
belirleyemeyebilirsiniz. Yine bir uzman yardımı tavsiye edilir.
Tüm bu anlatılanları genetik konusunda bir
kaç kalın kitap devirmeden halledebileceğinizi düşünüyorsanız lütfen
kumar oynamayın. Irkta hetero ve homozigot genlerin ne olduğu gibi
konular iyi anlaşılmalıdır. Üreticiler köpeklerinin genetik saflığını
ya da homozigot oluşunu dolayısıyla fenotiplerinin önceden kestirilebilirliğini
arttırma üzerinde yoğunlaşırlar. Ürettiğiniz köpeğin genetik
yapısına, sahip olmasını istediğiniz özellikleri ne kadar koyu harflerle
yazmayı başarırsanız yavrulardaki kalıtsal tutarlılık da o kadar
güçlü olur.
Asla atlanmaması gereken ve belki de tüm üretim
programınızı kökten değiştirmek zorunda kalabileceğiniz diğer bir
etmenden bahsetmeden sözümüzü bitirmemeliyiz. Her ırka has kalıtsal
bazı hastalıklar mevcuttur. Fiziksel ve zihinsel sağlığın korunmasında
bu hastalıkların üretim programındaki olası varlıklarının tespit
edilmesi hayati önem taşır. Bir köpek fiziksel olarak ne kadar doğru
görünümde olursa olsun kalça çıkığı, progresif retinal displazi,
kalp kapakçıklarında problem, sağırlık ya da bakır metabolizmasında
bozukluk gibi genetik olarak ebeveynlerinden geçen bir anormalliğe
sahipse tüm yapmanız gereken onu derhal kısırlaştırarak üretim programınızdan
çıkarmak ve bu sorunun geçmişte nereye kadar uzandığının mümkünse
genetik haritasını çıkarark belki de herşeye yeniden başlamaktır.
Pedigri bu nedenle önemlidir. Yavrunun soy ağacının bilinmesi onun
geçmişi hakkında ayrıntılı bir biçimde tutulmuş kayıtların yardımıyla
değerlendirmeler yapmanıza imkan sağlar. Bu bulunmaz bir veri kaynağıdır.
Bu hastalıkların tespitinde DNA da dahil olmak üzere çeşitli testler
neyseki mevcuttur. Bu raporlar sizin garanti kaynağınız olacaktır.
Başta da dediğimiz gibi dünyaya gelmesine
izin verdiğiniz her yavrudan gerektiğinde ömür boyu da sorumlu olduğunuzu
unutmamalısınız. Bir ırka gönül verdiğinizde ülke hatta dünya çapındaki
özellikle de aynı ırktan tüm köpeklerin özenle ve olması gerektiği
gibi bakılmasını istersiniz. Sokakta tek bir soruya zincirleme onlarca
cevap yağdırırsınız. O ırka karşı kendinizi sorumlu hissedersiniz.
Bu doğru motivasyon noktasıdır. Para kazanmak umrunuzda değildir.
Köpek üretimi zaten pahallı bir hobidir ve kimse çocuklarını satarak
köşeyi döneceğini hayal etmez. Aksine testler, aşılar, olası hastalıklar,
beslenme, showlar için pahallı seyahatlar hatta telefonda yapılan
uzun bilgi verci görüşmeler bile kazanılandan fazlasını götürür.
Üretici yine de mutludur. Çünkü sattığı yavrular özenle bakılacaklarını
bildiği yeni bir aile bulmuştur. Aksi halde her ırkın adına ve onun
korunması ve geliştirilmesi için kurulmuş kulüplerinin organize
ettiği kurtarma gönüllüleri bu köpekleri tespit ederek yanlarına
alır, rehabilite eder, kısırlaştırır ve yeni yuva bulur. Tüm bu
uğraş para kazanmak bir yana cepten karşılanan tüm masrafların ardından
ırkı korumaktır.
Köpek üretimi bilim ve sanatın kaynaştığı
çok özel bir uğraştır. Ciddi bir tecrübe, bu konuda çok özel bir
yetenek, inanç, bağlılık ve hatırı sayılır bir maddi kaynak ister.
Şirin bir köpeğin olacak yavrularının hayalinin tüm bu anlatılanları
unutturmasına izin verilmemelidir.
Genlerle
Oynamak Değil Seçici Üretim
Irka yabancı olanlar Shar-pei'nin buruş buruş
derisine baktığında tanıdığı hiç bir köpeğe benzetemez önce ve genleriyle
oynana oynana köpeklerin ne hale getirildiğini esefle geçirir içinden.
Beyaz İngiliz Bull terrierin yumurta biçimindeki oval kafası üzerindeki
küçücük içe kaçmış gözlerini gördüğünde de aynı şeyi düşünmekten
alamaz kendini. Bu garip köpekler sadece daha önce görmedikleri
için tanımayanlarınca laboratuvarlarda üretilmiş yaratıklarla
bir tutulur. Sanki bir punduna getirip dışarı çıkarılmışlar ve
bazı garip zevkli insanlarca evlerde üretilerek güzelim Collie ve
Alman Çobanlarının yanında yeni ve egzantrik birer ırk olarak bize
yutturulmaya çalışılmaktadırlar.
Safkan ırkların içgüdüsel kişilik özelliklerinin
yanı sıra fiziksel özellikleri de üretim amacına hizmet eder. Çin'in
eski döğüş köpekleri olan Shar-pei'ler bedenlerine bir kaç
numara büyük gelen derilerini arenada rakiplerine yem olarak sunarak
daha güçlü gerçek bir ısırıkla zafere ulaşmayı amaçlarlardı. Eski
Çinliler Shar-pei'leri bilinçli olarak bu fiziksel özelliklerde
üretmişleridir. Eminim ki ırkın ilk örnekleri bu denli abartılı
deri özelliği göstermiyordu.
Üretim amaçları belirlendikten sonra istenen
özellikleri gösteren ya da bu özelliklere yatkın anne ve babalar
üretimde kullanılarak nesiller sonra istenilen köpeğe ulaşılabilir.
Genetik prensip hep aynıdır.
Her ne kadar 1835'de ilk defa bull terrierler
show'larda görülmeye başladıklarında bu günkü ilginç görünümlerinden
uzak olsalar da 1950'lerde çok tutulan show birincisi bir köpekle
birlikte eğimli kafa standardı kabul görerek üreticileri sürekli
daha eğimli kafalı bull terrierler üretmeye yönlendirmiştir. Sanıldığı
gibi bull terrier ne köpek domuz melezi ne de başka bir tür kanı
taşımaktadır. Doğa, türler arası ürmeye izin vereceği bir düzen
sahip değildir.
Alman Köpek Klubü, özellikle de iş köpeklerinin
(Alman Çoban Köpeği, Rottweiler, Dev Schnauzer vs) üretimine izin
vermeden önce anne ve babanın itaat başta olmak üzere belirli testleri
başarıyla tamamlamış olması kuralını getirir. Böylece kendini kanıtlamış
ebeveynlerden yüksek çalışma potansiyelli yavruların üretimi
sağlanır. Doğru eğitimle bu köpekler beklenen çalışma verimini sahiplerine
sağlar.
Alman Çoban Köpeği 100 yıllık bir maziye sahip
olmasına rağmen bu dikkatli ve seçici üretim prensipleriyle köpek
dünyasının çok yönlü yıldızı olmayı başarmıştır. Profesyonel üretici
ve eğitmenlere göre iyi bir iş köpeği "üretilirken"
nadiren "eğitimle" elde edilir.
Profesyonel üreticiler bu nedenle büyük önem taşır. Aldığınız yavrunun
anne ve babasını görülmesi, onların aile ya da iş köpeği olarak
değerlendirilmeleri hem yavrların doğru sahiplerle buluşturulmasını
hem de üretilen köpeklerde korumak istenilen özelliklerin muhafaza
edilerek yeni nesillere aktarılmasını sağlar. Dikkatsizce yapılan
üretimler ırka zarardan başka bir şey getirmez.
Seçici üretim at, büyük ve küçük baş
çiftlik hayvanları gibi diğer evcil hayvanların da üretiminde
de büyük rol oynar. Zayıf yanların nesiller içinde elimine edilip,
korunması istenen özelliklere sıkı sıkıya bağlı kalınarak ırkların
sürekli geliştirilmesi amaçlanır.
İleriyi gören bir bakış açısıyla üretim tecrübesine
sahip olunması, "genetik prensipler" ile korumak ve elimine
etmek istenen özelliklerin bilinmesi gerçek üreticileri sıradan
arka bahçe üreticilerine ayıran en tartışılmaz erdemleridir.
İşemek
ya da İşememek
İşte bütün mesele bu. Köpeğiniz
tuvalet eğitimini umursamıyorsa öncelikle kabul edin köpekler çişe
bayılır.
İnsanlar büyük ölçüde sözlü
ve yazılı dille iletişim kurar. Köpeklerin ise bir kaç farklı yöntemi
vardır. Onlar vücut dilini kullanırlar. Ardından geniş vokal çeşitliği
ile sesli iletişim gelir. Kokuyla iletişimde ise ağız kısmının,
kulak ve kuyruk bezlerinin, vajinal ve anal sekresyonlar ile özellikle
yapılmış idrar ve dışkının koklanmasıyla köpekler sayısız
bilgi alış verişinde bunabilirler.
İdrar ile işaretleme, bölgesel
mülkiyet ve seksüel çekicilik gibi çok önemli amaçlara hizmet eder.
Bir köpek başka bir köpeğin idrarını koklayarak yaşını ve
belki de kimliğini tanımlayabilir.
Testesteron erkek idrarının
erkek gibi kokmasını sağlayan hormondur. Yavru köpeklerdeki çok
düşük testesteron dört beş aylık olduklarında artmaya başlar.
On aylıkken zirvededir ve onsekiz aylıkken normal erişkin erkek
düzeylerine düşer. Bu sırada genç erkek köpeklerdeki testesteron
seviyesi erişkin erkeklerden beş kez daha fazladır.
Bu nedenle idrarın kokusu genç
erkeğin yaşını gizleyebilir. Yavru bir köpeğin kokusu oldukça belirgindir.
Vücut yapısı, rengi, davranışı ve özellikle kokusu yaşını ortaya
koyar. Sırt üstü yuvarlanıp bir kaç damla idrar kaçırması erişkinlere
zararsız bir yavru olduğunu anlatır: "Hey koklayın şunu. Gördünüz
mü ben sadece bir yavruyum ve size hiç bir zararım dokunmaz. Lütfen
canımı yakmayın." Doğal olarak erişkin köpekler yavrulara töleranslı
davranır. Ancak testesteron düzeyleri artmaya başladığında erkek
yavruların davranışları erişkinlerce sınırlanmaya başlar.
Arsız Yavru
On aylık olduklarında genç
erkeklerin idrarı hiper-erkek özelliği kazandığından diğer erişkin
erkeklerde "Bu delikanlı hızla büyüyor. Sosyal düzenimizde
tahta göz dikebilir. Hazır kontrolü kolayken ona patronun kim olduğunu
göstersek iyi olur." tepkisine yol açabilir.
Çoğu erişkin köpek bu dönemde yavruyu biraz tartaklayarak ona sürü
içindeki yerini baştan öğretme yolunu seçer.
Bölgesine sahip çıkma kavramı
savunmanın yanı sıra işaretlemeyi de içerir. Kurt sürülerinde yüksek
konsantrasyonlu erkek idrarı sürünün bölgesi boyunca her tarafı
işaretlemede kullanılır. Bu işaretleme alışkanlığı evcil köpektede
benzer şekilde mevcuttur.
Farklı zamanlarda sahipleri
tarafında bulundukları çevrede dolaşmalarına izin verilen köpekeler
üzerine yapılan bir çalışmada bu tür bir işaretleme çok belirgin
çıkmamıştır. Bunun yerine sürekli dışarda dolaşan köpekler evleri
üzerindeki yolları düzenli olarak işaretlemişlerdir. Dolayısıyla
çoğu işaretleme eve yakın yerlerde gerçekleşmiştir. Serbest dolaşan
köpekler aktif olarak evlerinin bulunduğu bölgenin merkezini korumamışlar
ve işaretlemenin bölgesel bir özellik göstermediği ortaya
çıkmıştır. Evcil köpeklerde işaretlemenin bölge edinimi ve korunumyla
alakalı olduğuna dair kanıt yoktur.
İşaretler diğer köpeklerin
o bölgeye girmesinde belirgin bir engel teşkil etmemektedir.
Kesin olmasa da köpeklerin
idrarlarından birbirlerini tanıdıkları söylenebilir. Erkek köpekler
diğer tanıdıkları erkekler ya da kendisininkilere kıyasla tanımadığı
erkeklerin idrarlarını daha çok koklayıp üzerine idrarını yaptığı
bilinmektedir.
Bölgesel savunmanın muhalif
göstergesinden çok evcil köpeklerin işaretlemeleri tanımadıkları
bölgeleri kendi idrarıyla işaretleyerek tanıdık bir yer gibi kokmasını
sağlamaktır. Benzer olarak insanlar da yeni taşındıkları evlerine
kendilerine ait resimlerin asarlar.
İdrarla işaret bırakma sadece
erkeklere has bir ayrıcalık değildir. Pek çok dişi de işaretlerken
bazısı bunu yaparken bacak bile kaldırabilir. Dişinin idrar sırasında
bacak kaldırması erkeğinkinden farklı bir özellik taşır. Erkek arka
bacaklarını kaldırıp dikey bir objeye nişan almaya çalışırken dişiler
çömeldikleri halde sadece bir yöne doğru idrarlarını yönlendirmeye
çalışırlar.
Erkek köpekler özellikle de
pro-österüs ya da ön österus dönemindeyse dişinin idrar kokusuna
bayılır. Yine österus dişiler erkeğin idrar kokusunu severler. Erkek
österus idrarı şevkle, yüzünde ciddi ve düşünceli bir ifadeyle koklar.
Burada köpeğin düşündüğü şüphelidir. Beyni dururken
daha çok koku nöronları çalışmaktadır denebilir. Österüs idrarı
kokladıktan hatta bir miktar yaladıktan sonra erkeğin dişleri birbirine
çarpmaya başlayabilir.Hayır, üşümüyordur. Bu hareket sıvı sirkülasyonunu
vomeranasal organlara doğru ittiği sanılmaktadır. Koklayıp tadına
baktıktan sonra muhtemelen köpek bir kaç defa dişinin idrarının
üzerine kendi idrarını yapacaktır.
İşediğimize sevindim
Çiftleşme dönemlerinde dişiler
daha fazla gezinip seksüel durumlarını ilan eden idrarları ile çevreyi
işaretler. Ösrerus bir dişi, bir erkeğin idrarının üzerine kendininkini
yaparsa o erkeğe daha açık bir mesaj yolluyor demektir. Buna cevap
olarak dişinin idrarının üzerine kendininkini yapan bir erkek de
benzerini yapıyor anlamına gelir. Ayrıca kendi idrarıyla österus
idrarı gizleme amaçlı da olabilir. Bu erkek, sırrı kendine saklamayı
tercih etmektedir.
Üreme süresince idrar hem mesaj
iletici hem de cezbedici bir özellik kazanır. Erkek ve dişi köpekler
idrarın kokusunda cinsiyet, seksüel durum, hatta kimlik tespitinde
bulunabilirler. Karşı cinsler arasıdaki idrar yapımı çiftleşmeyi
kolaylaştıracak şekilde karşılıklı heyecan yaratan özel bir mesajlaşma
yöntemidir.
Benden
Başkasına Sevdirmesin!
Bazı insanların köpekleriyle ilgili beklentilerini
sorguladığınızda çoğunun yanında caydırıcı bir sözde koruyucu umduğunu
anlarız. Bu köpek koşulsuz itaat eden ve kendisine sahibinden başkasına
yaklaştırmayan mümkünse maço görünümlü bir köpektir. Köpeği yanındayken
yollarda bir çeşit film kahramanı gibi hissetmeye gereksinim duyan
bu insanlar show zamanı geldiğinde köpeğin yerli yersiz her yerde
komutlarına nasıl da uyduğunu korku ve kıskançlık dolu gözlere sergileyebilmelidir.
Onlar böylece saygı duyulan ve kıskanılan afili delikanlının görsel
karşılığı olabilirler. Zayıf kişiliklerini bu sözde gücün
arkasında güçlendirdiklerinin farkında değillerdir.
Bu tür insanların köpekleri aşağı yukarı
hep aynı özellikler sergiler. Daha küçücük bir yavruyken insanlar
ve muhtemelen diğer canlılarla pozitif iletişim kurmasına izin verilmediğinden
yeterince güvenemediği insanlara karşı, sahibi duymasın ama,
olacakları kestirememesinden kaynaklanan korku nedeniyle
savunmacı bir saldırganlık sergiler. Bulunduğu durumun sitresini
bile kaldıramayacağından hiç bir yerde kendini güvende hissetmemektedir.
Dostu ve düşmanı ayırabilecek kadar bile insan tanımadığından şemsiyeyle
yanından geçen yaşlı bir teyze bile saldırgan yanını tetikleyebilir.
Komşunun köpeğiyle güvenle oynadığı için başını okşamaya gelen çocukları
tehdit unsuru olarak görür. Belki de oynaması gereken o en şirin
çağlarında karanlık bir odaya kapatma masalının bir kurbanıdır.
Daha da kötüsü de yaptıklarının bilincinde
olduğunu düşünen sahibinin ve arkadaşlar arasında sözde kötü
adamların kışkırtmalarıyla diğer hayvanlara ve insanlara saldırmaya
cesaretlendirilmiştir. İnsanlar güvenilmezdir onun için. İnsanlar
ona zarar vermeden onun onları tehditkar bir hırlama ile uzaklaştırmasında
fayda vardır.
Oyun seçenekleri hep ısırma ve bedensel mücadele
gerektiren itip kakmalı oyunlar olmuştur. Böylece yavru daha bebekken
dişlerini ve bedenini kullanmayı öğrenir ve tanımadığı, saygı
duymadığı insanları, özellikle de çocuk ve yaşlıları, domine etmeye
başlar. Söylediklerine göre gerektiğinde ev ahalisine bile sahibini
korumak için posta koymaktadır. Köpek erişkin olduğunda sonuçlarını
göremedikleri trajik son, yavruya kendi bilinçsizlikleriyle öğretilmektedir.
İşte size cesur bir koruma köpeği. Daha içinde
bulunduğu durumu bile sağlıklı değerlendirmekten aciz bırakılmış,
insanlar ve diğer hayvanları ya bir tehdit ya da av gören övgüye
değer aranan köpek.
Ne yazık ki sahibi ırkına göre değişse de
2 hatta 3 yaşından sonra olgunlaştığında parkta tanımadığı
kişilerle top oynarken bile yan gözüyle hep ailesinin güvenliğini
kolladığını hiç bilmeyecek. Bir aile köpeğinin profesyonel bir koruma
köpeğinden ayıran özelliklerin ayrımına asla varamayacak. Büyük
bir olasılıkla 3 yaşına gelmeden saldırganlığı kontrolden çıkıp
bilinmeze gönderilecek.
Koruma köpeği eğitimi kesinlikle işin ehli
profesyonel kişilerin işidir. Bu amaçla eğitilecek köpekler özenle
seçilir; hatta üretilir. Koruma köpeği olarak kullanılabilecek ırklardan
birini alıp eve getirmek istenen sonucu getirmeyecektir; ama ne
istendiğini tam bilmeyen biri zayıf yanları ve getireceği potansiyel
problemleri de değerlendiremez. Köpeği ısırmaya alıştırmak kolaydır.
Önemli olan ne zaman ve nasıl sorularının kontrolünün tamamen sizin
elinizde olmasıdır. Tehlike ve güvenli durumlar arasındaki farklı
değerlendiremeyecek bir köpek patlamaya hazır bir bombadır. Bu tür
bir eğitimin verilmesi ve bu tür bir köpeğe sahip olunması ehliyet
gerektiren çok özel bir durumdur. Sokaklarda silahla gezmeye izin
verilmediği bir toplumda kontrolü tamamen sizde olmayan bir silaha
çevrilmiş köpek gerçek bir tehdittir. Ne yazık ki çoğunlukla suçlanan
köpek hatta ait olduğu ırk olur.
Yaşadığımız toplumda köpekler dost insanlarca
yaklaşılır olmayı bilmelidir. Bir marketin önüne bağlandığında menziline
giren ilk kişiyi ısırması kimseye fayda getirmez. Bazı ırklar doğal
olarak yabancılarla kolay dostluk kurmaz. Özellikle bu ırklar genç
yaşta yanına yaklaşan insanların ona bir tehdit oluşturmayacağı
öğretilmelidir. Gerektiğinde harekete geçmeyeceğini ummak ırkların
yüzlerce yıllık geçmişlerini hafife almaktır. Yine de bireyler arasında
farklılık olabilir. Bazı ırklar ise üretim amaçları doğrultusunda
yabancılara karşı her zaman dostça davranır. Onların kalıtsal karakterini
bozmak ona yapılacak en büyük kötülüklerin başında gelir.
Eve her misafir geldiğinde köpeğinizi bir
odaya kapatmak zorunda kalmaktan, çoluk çocuk herkesin yanında olası
bir kazanın stresinin altında ezilmekten ve parkta diğer köpek sahipleriyle
huzur içinde bir sohbet edememekten kötü ne olabilir?
Köpeğin olumsuzlaştırılan yanlarından medet
umarak bunların nedensizce övülmesi, bazen iyi niyetli bile olsa,
ne yaptığını bilmeyen insanlar yüzünden aklımızdaki köpek imgesinin
korkunç hikayelerle bulanmasına neden olmakta. Kendimizi doğru şeklide
sevmeye öğrenmeden bir köpekten en iyisini bekleyebileceğimizi
sanmıyorum. Onlar kendimize ve topluma olan bir yansımamızdır çünkü.
|